
Bukalemun kendi doğası gereği renk değiştirmektedir! Ancak ait olduğu işçi sınıfından, emekçi ezilen halktan kişilerin kendileri için varolma ve mücadele etme bilinci netleşmediği zaman, duruşu ilkeli, kararlı, ısrarlı bir çizgide olmaktan çıkmakta, gel gitlerle, hem nalına hem mıhına vurmaktadırlar!
Bukalemunun doğallığı, insanda sırıtmaktadır!
Sınıfsal duruşu netleşmeyip yalpalayanların “bukalemun gibi renk değiştirmesi” ve bu duruşunu gizlemek, örtmek için Marksist-Leninist öğretiden alıntıların arkasına yada ait oldukları sınıfın arkasına sığınmaya çalışmaları dikkat çekmektedir.
Sömürgeci işgalci TC devletine karşı cephe almayan, kapitalizme karşı olmayanın faşizme karşı mücadelede tutarlı olamayacakları ortadayken, sömürüye ve üretim araçlarının özel mülkiyetine dayalı kapitalist üretim ilişkilerinin yıkılarak, toplumsal mülkiyetin, sosyalist üretim ilişkilerinin kurulacağı sosyalist düzeni (bilimsel sosyalizm) hedeflemeyenlerin “burjuva sosyalizminin savunucuları/sosyalistleri” oldukları bilinmiyormuş gibi onlara “sosyalist” demek, onları “sosyalist” kabul etmek doğru bir yaklaşım değildir!
TC devletinin kuzeydeki işgal ve sömürge yönetimine karşı çıkmadan ondan kurtulmadan paketlerinden uygulamalarından kurtulmak mümkün değildir.
Paketle birlikte ortaya çıkan tepkileri işgale, sömürge yönetimine ve sömürüye karşı en geniş cephede, platforumda, birlikte mücadeleye evriltmenin yolu, sadece paketin uygulayıcısı olacak işbirlikçi partilere karşı çıkmakta olan reformist, sosyal demokrat, liberal partilerin kuyruğuna takılarak, onların “meclis” denilen sömürgecinin mandrasındaki vekillerinin birbirleriyle dalaşmasına taraf olmak olmamalıdır!
Taraf olacağımız cepheden mücadelede kararlı, ısrarlı, ilkeli duruş sergileyenlerin safları olmalıdır!
Yoksa savrulur gideriz!