
Dinci-faşist TC iktidarının First Lady’si Emine Erdoğan’ın “Kadın Kooperatifleri Buluşmasına” katılacak olmasına, işbirlikçi muhalefet içerisindeki Atatürkçü kesimden itirazlar yükseliyor!
Sömürgecinin ülkemizin kuzeyindeki gündemi belirlemesine ve halkın gerçek sorunları yerine böylesi tali sorunlarla boğuşmasına fırsat veren düzen içi muhalefetin bu itirazına karşı değiliz elbette!
İtirazlarını yapsınlar tabi ki de, peki bu itirazı yaparken ortaya koydukları karşı duruş, ülkemizin bugün karşı karşıya olduğu sömürgeleştirme sorunu dikkate alındığında yeterli midir?
Emine Erdoğan’ın sömürgedeki bu organizasyona katılmasında şaşılacak bir durum yok!
Çünkü sömürgeci, son günlerde nasıl ki SEVKAD’ın çalışmaları ya da Ahmet Ünsal’ın demeçleri ile kendi gündemini belirleyip değiştiriyorsa, şimdi de Emine Erdoğan üzerinden gümdemi belirlemektedir.
İşgalci TC devletinin sömürgeden sorumlu cumhurbaşkanı yardımcısı Fuat Oktay’ın 17 Ocak 2023 günü açıkladığı deniz altından kaplo ile elektrik getirilmesi, Derinya bölgesinde TOKİ eliyle sosyal konut yapılması (yani Maraş’ın çevresindeki kapalı bölgelerin yerleşimci sömürgeciliğine açılması) projeleri de aynı şekilde yeni gündemlerin oluşturulduğunu göstermektedir.
Yerli işbirlikçi ve yerleşimci kadınlara yönelik faaliyetler yıllardır valilik konumundaki elçilik, mali finansman konumundaki TİKA ve diğer ilgili kurumlarıyla, tıpkı bir sömürge ülkesindeki gibi sürdürülmektedir!
(TİKA ile ilgili daha önceki yazımızı https://devrimtemizler.org/2019/12/17/tika-artik-saklanmiyor/ okuyabilirsiniz)
Tüm bunlar oluyorken Atatürkçü işbirlikçi muhalefetin derdinin sorunun kaynağı olmasını ve ülkemizin kuzeyinde oluşturulmuş olan sömürgeci işgal düzeni olmasını beklemiyoruz.
Ancak 1974 sonrası planlı bir şekilde taşınan paramiliter faşist nüfus ile demografik yapı darmadağın edilmiş durumdayken, bu da yetmezmiş gibi gerek yerli, gerekse Türkiye’den, Asya ve Afrika ülkelerinden gelerek bu coğrafyada yaşam mücadelesi veren emekçi kesimler üzerinde sömürü ve baskı mekanizmaları her geçen gün daha da yoğunlaşırken, düzen içi muhalefetin başını biraz kaldırıp gerçeklerin az da olsa farkına varmasını beklemek de herhalde hakkımızdır.
Tamam biliyoruz; onlar için sorun sadece İslamcı gericiliktir!
Ancak herkes gibi onların da bildiği, ama etrafından dolanarak geçip gittiği bir gerçek vardır; o da ortaya çıkan sorunların kaynağı kurutulmadan o sorunlardan kurtulmanın mümkün olmadığıdır!
Sorunumuz işgal ve sömürgeci düzendir, bu sorundan kurtulmanın yolu ise bellidir; tüm Kıbrıs’ı kapsayacak şekilde demokratik halk örgütlenmelerinin oluşturulması, bu örgütlü güce dayanarak demokratik halk iktidarının kurulmalıdır!
Bunu hayata geçirme görevi de biliyoruz ki düzen içi muhalefete değil, bu ülkenin devrimcilerine düşmektedir!