ANA SAYFA / Anasayfa / Yusuf Alkım – Kabullenmek ya da reddetmek

Yusuf Alkım – Kabullenmek ya da reddetmek

Yaşamının her alanında sayısız sorunla karşılaşıyoruz. İş yerinde, sokakta, markette, ikili ilişkilerde ve daha nicesi…

Bu sorunlar bazen öylesine içinden çıkılmaz hale geliyor ki ne yapacağımızı bilemiyoruz. Ne yapsak çare bulamıyoruz, karşılaştığımız sorun giderek büyüyor ve biz onun altında daha da eziliyoruz.

Kimi sorunlar vardır ki çözüm bulmak mümkün değildir. Onunla birlikte yaşamayı kabullenmeniz gerekir, kimi sorunları aşabilmek için ise biraz inatçı ve kararlı olmak gerekir.

Her şeyden önce şunu bilmek gerekir ki bir sorunu çözmek için çabalarken karşılaşılan iki tür koşul vardır. Bunlardan bir tanesi bizim belirleyici olabileceğimiz ve bizim sahip olduğumuz çözüm üretebilme yeteneğine göre değişkenlik gösterebilen etkenler, yani subjektif koşullardır. İkincisi ise bizim elimizde olmayan ve değiştirme gücümüzün olmadığı, bizim dışımızdaki etkenler, yani objektif koşullardır.

Bir soruna çözüm bulabilmek için bu her iki etkenin de uygun olması gerekir. Yani hem kendimiz o soruna çözüm üretebilecek koşullara sahip olmalıyız hem de bizim dışımızdaki etkenler ürettiğimiz çözümü hayata geçirebilecek koşullarda olması gerekir.

Biraz daha açmak için bunu bir kaç farklı örnekte ele almak daha doğru olacaktır.

Örneğin çalıştığımız iş yerinde iş güvenliği ile ilgili sorunlar yaşanmaktadır. Diyelim ki bu işyeri ağır kimyasalların kullanıldığı ve patronların çalışanların sağlığına önem vermediği, önceliğinin daha fazla kar elde etmek olduğu bir tesis olsun. Bu sorunları çözmek için öncelikle bu sorunu yaşayan işçilerin bu soruna karşı kararlı bir mücadele vermeye hazır olmaları gerekir. Bunun için kendi aralarında örgütlenmeli ve güçlü bir mücadele yürütmeleri şarttır. Bu subjektif dediğimiz, yani sorunu yaşayanların etkide bulunup belirlediği koşullardır. Ama örneğin söz konusu kimyasalların yaydığı kirlilikten korunmayı sağlayacak uygun kıyafetler ya da diğer koşullar henüz geliştirilmemiş, yani söz konusu sorunu köklü şekilde çözmek mümkün değilse, bu noktada bizim dışımızda olan ve değiştiremeyeceğimiz objektif etkenlerle karşılaşmış oluruz. Dolayısı ile yapılması gereken olabilecek en gelişmiş tedbirlerin alınması için patronlar üzerinde gerekli baskıyı sağlamak olmak durumundadır.

Bu sorunda işçiler ya bu koşullarda çalışmayı kabullenecekler, ya da bunu reddedip mücadeleye girişeceklerdir. Eğer yukarıda belirttiğimiz gibi henüz bu sorunu ortadan kaldıracak bir yöntem geliştirilmediyse zaten elden gelen bir şey yoktur, ya riski göze alıp çalışmayı kabul edecekler ya da işsiz kalmayı göze alıp çalışmayı reddedeceklerdir.

Bir diğer örnek ise ikili ilişkilerden verilebilir. İkili ilişkilerde karşılaşılan sorunları aşmak kimi zaman kolay, kimi zamansa imkansıza yakın olabilir. Eğer iki kişi aralarında sağlıklı bir iletişim kurmayı, birbirlerine saygı duymayı, birbirlerini anlamayı başarabilirlerse, ki bunlar o iki kişinin elinde olan, yani subjektif etkenlerdir, çoğu zaman sorunlara çözüm bulmak kolay olur. Kimi zamansa iki kişi arasındaki saygı ve anlayış ciddi tahribatlara uğrar. İletişim kurmak, birbirini anlamak mümkün olmaz. Bunda içerisinde yaşanılan ekonomik, sosyal koşullar, toplum yapısı, kültürel etkenler ya da iki kişi arasında yaşanan geri dönüşü mümkün olmayan travmalar gibi bir çok farklı neden etkili olabilir. İki kişinin değiştirmeye gücünün yetmediği, kendileri dışında gelişen bu etkenler ise objektif olanlardır.

Bu durumda aralarında sorun yaşayan kişiler eğer ilişkilerini korumak istiyorlarsa sağlıklı iletişim kurmanın yolunu bulmak durumundadırlar. Ancak aralarındaki iletişim artık kopmuşsa yapılabilecek tek şey durumu kabullenmek ve kendi yollarına gitmektir.

Bu iki örneğe bakıldığında, aklımıza gelebilecek bunlara benzer hemen hemen tüm örneklerde olduğu gibi, gerek sorunların ortaya çıkışında gerekse de sorunlara çözüm üretmeye çalışırken karşılaştığımız hem subjektif hem de objektif koşulların gelişiminde en belirleyici şeyin içerisinde yaşadığımız toplum yapısı olduğunu görürüz. Karl Marks bunu altyapı yani üretim ilişkileri, üst yapıyı yani devlet yapısını, onun yasalarını, kültürel anlayışını, toplumsal yapısını belirler şeklinde açıklamıştı. Ve eklemişti; içerisinde yaşadığımız üretim ilişkilerinin bilincimizi biçimlendirir. 

Bundan çıkan sonuç ise şudur; hayatımızın birçok alanında yaşadığımız sayısız sorunu aşabilmek için çabalarken elimizde olan ve olmayan etkenlerin farkında olmalıyız. Eğer bunu yapmazsak ve elimizde olmayan etkenlerin yaşadığımız soruna çözüm bulmamızı en azından şu an için imkansız kıldığını kabullenmezsek günün sonunda çok yıpratıcı travmalar yaşamamız kaçınılmazdır. Yani eğer içinden çıkamadığımız ve elimizden gelen bir şeyin olmadığı bir sorunla karşı karşıya isek yapmamız gerken şuan için o sorunu aşamayacağımızı kabullenmek olmalıdır. Ancak bunun anlamı o sorunu içselleştirip onunla birlikte yaşamayı kabullenmek olmamalıdır. Çünkü yukarıda da bahsettiğimiz gibi yaşadığımız hemen hemen bütün sorunların temelinde içerisinde yaşadığımız kapitalist üretim ilişkileri ve onun üzerinde şekillenen kapitalist devlet yapısı, hukuğu, kültürel anlayışı ve toplumsal yapısı bulunmaktadır. Bizim elimizde olmayan objektif koşulların ortaya çıkmasında en etkili olan bu yapılanmayı ortadan kaldırmamız ise mümkündür. Bunu başarmamız durumunda bugün yaşadığımız bir çok sorunun ortadan kaldırılması hem daha kolay olacak, hem de çözümü imkansız gibi görünen hemen hemen tüm sorunlara çözüm üretmemiz mümkün duruma gelecektir.

Bunu başarabilmek ve kapitalist toplum yapısının yerine yeni bir düzen kurmak ise tamamen bize bağlıdır. Çünkü bunun için gerekli olan bilgi, teknik, birikim gibi objektif koşullar artık mevcuttur, eksik olan ise bunu başaracak olan işçi sınıfı temelli örgütlenme ve devrimci mücadeledir. Bu ise subjektif yani gelişimi bizim elimizde olan bir şeydir. Yani yapmamız gereken hayatımızı cehenneme çeviren sorunlarla ve bu sorunların temelinde yatan kapitalist toplum yapısı içerisinde yaşamaya devam etmeyi kabullenmek yerine bu düzeni reddedip yeni bir yaşamı kurmak için harekete geçmektir. İşte o zaman bizi saran karanlık dağılacak, yeryüzü aşkın yüzüne dönüşmeye başlayacaktır…

Ayrıca kontrol

DKB, Kıbrıs Komünist İnisiyatifi’nin ilanını selamlıyor / Η ΕΚΛ χαιρετίζει την ανακοίνωση της Κομμουνιστικής Πρωτοβουλίας Κύπρου   / DKB salutes the announcement of the Cyprus Communist Initiative

Ελληνική και αγγλική μετάφραση παρακάτω/Greek and English translation below DKB, Kıbrıs Komünist İnisiyatifi’nin ilanını selamlıyor …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir