
Türkiye Cumhuriyeti tarafından sömürgeleştirilen ülkemizin kuzeyinden 3750 gencin “Milli Mücadele Kampı” adı altında götürüleceği tesisler, TC Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün tematik gençlik kamplarının bir parçasıdır. Bu kamplar, Türkiye tekelci sermaye sınıfının iktidarının devamı için TC faşist devletinin paramiliter örgütlenmesinin bir parçası olarak çalışmakta ve bu yapılanmaya hizmet edecek, kendine sadık bir gençlik yetiştirmek için çalışan, şimdilerde “algı operasyonu ile toplum mühendisliği” denilen bir psikolojik savaş operasyonunun bir parçasıdır. Kıbrıs’ın kuzeyinden binlerce gencin bu çalışmanın bir parçası halene getirilmesi TC devletinin sömürgeleştirdiği bu coğrafyadaki gençliği de benzer şekilde biçimlendirme çabasının bir sonucudur.
Sömürgedeki demografik yapının değiştirildiği ve yerli halkın azınlık durumuna düşürüldüğü, asimilasyona tabi tutulduğu gözönünde tutulursa “kendine sadık paramiliter örgütlenmeye hizmet edecek” bu tür kampların amacı da daha iyi anlaşılmaktadır.
“Gençlik Kampları” sömürgeci, işgalci faşist TC devletinin Özel Harp Dairesi’nin gençliğe yönelik psikolojik savaş operasyon alanlarından birdir.
Gençlerimizin bu kamplara taşınmasına “AKP döneminde laiklik elden gidiyor” çığlığı atanlar, Atatürk’e ve laikliğe olan bağlılıklarını ileri sürerek karşı çıkarlarken, AKP ve öncesi dönemlerde ülkemizin kuzeyinde ‘izcilik faaliyetleri’ adı altında Sivil Savunma Teşkilatı’nın organizasyon planlarına uygun olarak benzer kamplara katıldıkları hatta bu kampara grup liderleri olarak katılanlar arasında CTP, TKP, TDP’lilerin de olduğu bilindiği halde, gözlerindeki merteği görmek istemiyorlar!
TC devletinin işgal ve sömürgeci yapısını görmezden gelen, AKP ve Erdoğan’a alternatif olarak CHP gibi laik, Kemalist partileri görenler, Kılıçtaroğlu’nun ülkemizin kuzeyine gerçekleştirdiği son ziyarette yaptığı açıklamalarla aslında özünün AKP vb.lerden farklı olmadığını umarız görmüşlerdir. Çünkü Kılıçdaroğlu yaptığı bu açıklamalarda: “Türkiye’de Kıbrıs politikası milli bir politikadır, siyasi partiler arasında görüş farklılıkları yoktur.” diyerek bunu somut olarak göstermiştir!
Gelinen noktada ülke ilericileri, devrimcileri sömürgeci işgale hepbirlikte karşı durmalı ve mücadeleyi birleşik devrimci örgütlü gücün önderliğiyle yükseltmelidir.
Ya bu mücadeliyi birlikte öreceğiz ya da ülkemiz reformistlerinin önerdiği gibi sömürgecinin AKP-MHP dinci faşist kliğine karşı, Kemal’inin laik, sosyal demokrat, faşist kliğine biat edeceğiz!
Biz biat etmemekte kararlıyız, bizim gibi kararlı olan herkesi birlikte mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz!