
Herkesin bildiği ünlü bir çocuk klasiğidir Pinokyo. Hikayenin içerisinde çok sayıda mesaj bulunur. Bu mesajlardan en önemlilerinden birisi de hikayenin başında, Mavi Peri’nin cansız bir kukla olmaktan kurtararak ona hayat verdiği Pinokyo’ya, gerçek bir insan olabilmek için yapması gerekenlerle ilgili söyledikleridir.
Mavi Peri Pinokyo’ya gerçek bir insan olabilmek için öncelikle cesur ve dürüst olması ve bencil olmadığını da kanıtlaması gerektiğini söyler. Pinokyo ise hikaye boyunca bir çok kez hataya düşer, cesaretsizlik sergiler, hataları ile yüzleşme konusunda dürüst davranamaz ve bencilce hareket ederek sadece kendisini düşünür. Ama hikaye ilerledikce yaşadıklarından ders almayı bilir, sonunda hata yapmamayı, yanlış yaptığında ise cesur davranarak dürüstçe onlarla yüzleşmeyi, kendisinden önce değer verdiği ve sevdiği kişileri düşünerek hareket etmeyi öğrenir. O artık hareket eden bir tahta parçası değildir, insan olabilmenin temel gerekliliklerini öğrenmiş ve aslında Mavi Peri’nin onu insana dönüştürmesine gerek kalmadan kendisi insan olmayı keşfetmiştir. Mavi Peri’ye düşense sadece onu tahta formundan insan formuna dönüştürmektir.
Pinokyo hikayesi gerçek yaşama da ayna tutar. İnsan olarak dünyaya gelen milyarlarca kişi, insan olabilmenin temel gereklilikleri olan bu değerlere kısmen de olsa doğuştan sahiptirler. Ama büyük bir çoğunluk bu değerlere sahip çıkıp onları güçlendirmek yerine onlardan kopmayı ve vicdansız, korkak, iki yüzlü, bencil olmayı tercih ederler, ya da bunu tercih etmek zorunda bırakılırlar. Çünkü içerisinde yaşadığımız sınıflı sömürü düzeni bizlere insan olmayı değil, insanlıktan uzaklaşmayı dayatır.
Halbuki tıpkı Pinokyo hikayesinde olduğu gibi kişi hatalarından ders almayı, bu hatalarla dürüstçe yüzleşmekten ve onları ortaya koymaktan korkmayarak cesur olmayı, kendinden önce değer verdiği, sevdiği kişileri önemsemeyi öğrendiği anda yeni ve gerçek bir insan olmayı başarmış olur. Ama dediğimiz gibi içerisinde yaşadığımız düzen ne yazık ki bunu başarmamızı giderek daha da zorlaştırır. Dahası tam tersi yönde bizleri biçimlendirip insan olmaktan uzaklaştırır. Doğduğumuz andan itibaren toplumsal değerler, eğitim müfredatları ve modelleri, medya algıları, iş yaşamı kuralları, arkadaş çevresi gibi birçok etken bizleri iki yüzlü, korkak ve bencil olma yönünde zorlar. Bu düzen içerisinde insan kalabilmek için ise düzen tarafından bize dayatılan yaşam ve düşünce biçiminden kurtulmak gerekir. Bu ise ancak bir noktaya kadar işe yarayacaktır, çünkü kişinin kendini toplumdan ve onun dayattığı biçimlenişten tamamen soyutlaması mümkün değildir. Yani bu sorunu tam olarak aşabilmek için kişiyi insan olmaktan kopararak yalnızlaştıran ve onları kurulu düzene itaat eden bireylere dönüştürmeye çalışan bu düzenden de kurtulmak, yerine insanı yeniden kendisi ve doğa ile barıştırarak sınıfsız, sömürüsüz bir toplum oluşturmayı hedefleyen yeni bir toplumsal düzeni, sosyalizmi kurmalıdır.
Ben kendi adıma yaşamımda çok büyük hatalar yaptığımı, bu hataların değer verdiğim bir çok şeye çok ciddi zararlar verdiğini biliyorum. Ama tam bir vicdan rahatlığıyla diyebiliyorum ki; bu hatalarla yüzleşmekten korkmadım, cesur oldum ve dürüstçe hiç bir hatamı gizlemeye çalışmadan onlardan ders almayı tercih ettim. Bu şekilde davranırsam kaybeden ben olabilirim diye bencilce davranmadım, en fazla kaybedecek olanın kendim olacağını bile bile dürüstçe hatalarımla yüzleştim ve bencilce bunları gizlemeye çalışmadım.
İşte tam da böylesi bir durumdayken Pinokyo’nun felsefik hikayesi birden yeniden karşıma çıktı. Ve hikayede insan olabilmenin kıstasları ile ilgili değinilen değerlerin ne kadar da doğru olduğunu daha da iyi farketmemi sağladı. Evet kişi hatalar yapabilir ve son nefesini verinceye kadar da hata yapmaya devam edecektir, ama önemli olan hataları ile yüzleşmeyi bilmesi, cesur ve dürüst olmayı başararak bencilliğe düşmeden aynı hataları tekrarlamamayı öğrenmesidir. Bunu başaran kişi yeni ve daha güçlü bir insan olmayı da başarmış demektir.
Ben kendi adıma bunu başardığıma ve daha güçlü bir insan, yeni bir ben olmaya başladığıma inanıyorum. Ama biliyorum ki bu tek başına yeterli değildir, bizleri zehirleyen ve sorunun temelinde yatan, içerisinde yaşadığımız sınıflı sömürü düzenini ortadan kaldırmak ve insanca bir düzen, sosyalist bir toplumsal yapı oluşturmak için mücadeleye daha sıkı sarılarak yükseltmeliyiz.