
Serhat İncirli 8 Haziran günü Yenidüzen gazetesinde kaleme aldığı “Kıbrıslı – Türkiyeli gerginliğine izin vermemek lazım” yazısında ilginç ve aynı zamanda cahilce bir iddia ortaya attı.
Cahilce diyoruz, çünkü Serhat İncirli bu ülkenin kuzeyinde Digomo tepelerinde ve Snt Hilarion’da TC Özel Kuvvetler Komutanlığı ve Polis Özel Harekatın eğitiminden geçirilmiş olan polis ve asker özel birliklerin, tam da yazısında sözettiği amaçlar için silah altında olduklarını ve sürekli bir şekilde ani müdahale birlikleri olarak muhafaza edildiklerini bilmiyor olamaz.
Sözkonusu birliklerin personelinin büyük çoğunluğu zaten sömürgecinin kontrolü altındaki nüfustan değil mi?!
Buradaki bu birlikler sömürgecinin birlikleri değil mi?
Böylesi bir haberle amaçlanan nedir?
Bu bir bilgi/enformasyon mu, yoksa TC devletinin psikolojik savaş argümanı olarak kullandığı dezenformasyon mu?
Buradaki özel birliklerin halka, devrimci muhalif güçlere karşı kullanılmadığı/kullanılmayacağı algısı mı oluşturulmak isteniyor?
Serhat İncirli bu yazısı ile aslında “Buradakiler bağımsız, demokratik, özgür halkın, KKTC devletinin birlikleridir ve dış düşman denilen KC ve RMMO’suna karşı kullanılacak silahlı birliklerdir. İçte halka karşı kullanılmamaktadır. Ancak AKP MHP hükümeti Kıbrıs’ın kuzeyine müdahale ediyor. (yani aslında TC devleti Kıbrıs’ta sömürgeci, işgalci değildir demek isteniyor) Toplumsal olaylarda emrindeki TC polis özel harekat birliğine KKTC polis üniforması giydirerek muhalif güçlere, halka karşı kullanacaklar” algısı yaratılmasına/oluşturulmasına katkı koyuyor ve bu algının güçlendirilmesi çabalarının aracı oluyor.
Özellikle sömürgeci TC devletinin gerici, faşist Millet İttifakı ve kuzeydeki işbirlikçileri TC devletinin sahibi iktidar klikleri arasındaki Cumhur İttifakı ile kavgada bu vb. propagandalar temsilcileri tarafından ötekine karşı kullanılmaktadır.
Kısa ve öz olarak bu haberlerle TC devleti, kuzeydeki işgal ve sömürgeciliği gizlenirken, yok sayılırken tüm olumsuzluklar AKP-MHP üzerine yıkılarak aklanmaya çalışılıyor.
Bu aklamada yerel basın ve basın mensubları da bilerek ya da bilmeyerek TC devletinin iktidar kliklerinin psikolojik savaşında araç olarak kullanılıyorlar.
Bu tesbit ve değerlendirmelerden sömürgeci, işgalci TC devletinin muhtemel toplumsal hareketleri bastırmak için Türkiye’den takviye özel harekat birlikleri taşımayacağı anlamı elbette çıkarılmamalıdır.
Tam tersi toplumsal hareketleri bastırmak yok etmek için silah altında tuttuğu gerek resmi ve gerekse gayrı resmi gerici faşist güçleriyle ve gerektiğinde bölgedeki İsrail, İngiltere, ABD, Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyeti vd. karşı devrimci ülkelerle birlikte, onların özel harekat birliklerinden destek alabileceklerini bilerek, kurtuluş için örgütlenmeliyiz.
Ezilen ülke, bölge ve dünya halklarının, işçi ve emekçilerinin enternasyonal birleşik devrimci örgütlü mücadelesini örerek yükseltmeli ve halkların birleşik devriminin yollarını döşemeliyiz!