ANA SAYFA / Anasayfa / DKB: Yeter artık, yaşamak için ayağa kalkma zamanı!

DKB: Yeter artık, yaşamak için ayağa kalkma zamanı!

Devrimci Komünist Birlik pandemi süreci ve ekonomik krize bağlı yaşanan yıkımı değerlendirerek mücadeleyi büyütme çağrısı yaptı. DKB tarafından yapılan açıklamada alınması gereken tedbirlere yer verilirken “Her şeyden önce bu önlemleri derhal hayata geçirebilecek bir iradeye ve bakış açısına ihtiyaç vardır. İçerisinde yaşadığımız sömürü düzeni ise bunu yapabilecek yapıda değildir.” denilerek bunu yapabilecek olan iradenin ancak; işçi, emekçi kitlelerin örgütlü bir şekilde sokağa çıkarak, insan hayatına değer vermeyen bu çürümüş yapıyı derhal dağıtıp parçalaması ve yerine, doğa ile uyumlu, merkezine insanı koyan, demokratik bir halk iktidarı kurması ile ortaya çıkabileceğinin altı çizilerek ayağa kalkma ve örgütlü mücadele çağrısı yapıldı.

DKB açıklamasının tamamı şu şekilde:

“Dünya halkları olarak yaklaşık bir yıldır “Covid-19” olarak adlandırılan salgın hastalıkla boğuşuyoruz. Devrimci Komünist Birlik olarak, bu virüslerin ortaya çıkmasının ve bu kadar büyük çapta bir yıkıma neden olmasının sebebinin içerisinde yaşadığımız kapitalist üretim ilişkilerine bağlı gelişen sağlıksız yaşam koşulları olduğunu ta bir yıl önce, bu salgın başladığında söylemiştik.

7 Nisan 2020 tarihinde yaptığımız çağrıda şu gerçeklere dikkat çekmiş ve derhal alınması gereken bir dizi tedbire yer vermiştik;

“Çünkü bu düzen; söz konusu hastalıkların ortaya çıkması ile birlikte daha fazla yayılmasını önlemek için gerekli tedbirleri almayan, yayıldıktan sonra ise emperyalist güçlerin bunu birbirlerini yıpratmak ya da küresel ilaç şirketlerinin kârlarına kâr katmak için “fırsata çevirmeye” odaklanan bir yapıdadır.

Çünkü bu düzen; eğitimden sağlığa her alanı özelleştirerek sermaye sahiplerinin insafına terkeden, dolayısı ile halkın böylesi dönemlerde çok daha yakıcı bir şekilde ihtiyaç duyduğu olanaklara ulaşmasını engelleyen bir yapıdadır.

Çünkü bu düzen; merkezine insanı almayan, yasalarıyla, güvenlik teşkilatıyla, siyasi ve ekonomik her türlü yapılanması ile sermaye sahiplerinin daha da zenginleşmesini temel alan bir karakterdedir.”

Aradan geçen yaklaşık bir yıllık süreç bu gerçekliği çok daha açık bir şekilde gözler önüne sermiştir. Bununla birlikte gerek bizler gerekse diğer bir dizi siyasal parti ve demokratik kitle örgütü, hatta Tabipler Birliği gibi sağlık örgütleri tarafından ortaya konulan tedbirlerin neredeyse hiçbirinin hayata geçirilmediğini yaşayarak gördük.

Elbette bu beklenmeyen bir durum değildi. Biz yine aynı çağrıda demiştik ki;

“Ancak şu da bir gerçek ki; her şeyden önce bu önlemleri derhal hayata geçirebilecek bir iradeye ve bakış açısına ihtiyaç vardır. İçerisinde yaşadığımız sömürü düzeni ise bunu yapabilecek yapıda değildir.

Bunu yapabilecek olan irade ancak; işçi, emekçi kitlelerin örgütlü bir şekilde sokağa çıkarak, insan hayatına değer vermeyen bu çürümüş yapıyı derhal dağıtıp parçalaması ve yerine, doğa ile uyumlu, merkezine insanı koyan, demokratik bir halk iktidarı kurması ile ortaya çıkabilir.”

Şimdi gelinen aşamada salgın çok daha yıkıcı bir hal almıştır. Gerek sağlık gerekse de sosyal ve ekonomik açıdan ortaya çıkan bu büyük yıkıma karşı alınması gereken bir dizi acil önlem vardır:

  • Her bir vatandaşın tüm temel ihtiyaçlarının karşılanarak evlerine kadar temin edileceği bir sistemin kurulması ve buna bağlı olarak salgının yayılmasını önlemek ve kontrol altına alabilmek için gerekli kısıtlamaların hayata geçirilerek günlük PCR test sayısının en üst kapasiteye çıkartılması,
  • Tüm özel sağlık kuruluşlarının derhal kamulaştırılarak Acil Durum Hastanesi ile birlikte COVID-19 ve COVID-19 dışı hastaların takip ve tedavisinin eksiksiz ve uygun koşullarda yapılabilmesi için bütünlüklü bir sağlık sisteminin oluşturulması,
  • Yeterli sayıda sağlık personelinin, kamulaştırılacak sağlık işletmelerindeki yetişmiş personelden yararlanılarak ivedilikle istihdam edilmesi,
  • Salgınla bilimsel temelde mücadele edebilmek için gerekli analizleri yapılabilecek ve dünyada geliştirilmiş olan tedavi yöntemlerini inceleyerek geliştirecek bir merkezin ivedilikle oluşturulması ve yeterli düzeyde personelin bu alanda uzmanlaşması için gerekli çalışmaların başlatılması,
  • COVID-19 pozitif ve temaslı vakalarının takip ve gereğinde tedavi edilebilmesi için yeterli düzeydeki otel ve yurtların derhal kamulaştırılarak gerekli altyapı düzenlemelerinin yapılması,
  • Salgınla mücadelede en temel tedbirlerden biri olan her bir bireyin sağlıklı bir bünyeye sahip olabilmesi için yeterli düzeyde protein, vitamin ve diğer destekleyici gıdaların her bir vatandaşa yetecek şekilde tedarik edilmesi, bu bağlamda başta büyük tarım işletmeleri ve EFKAF’a ait araziler olmak üzere, gerekli tarım alanlarının kamulaştırılarak planlı bir şekilde çalışacak olan kolektif üretim çiftliklerinin kurulması,
  • Salgınla mücadelede temel ihtiyaç haline gelen her türlü ilaç, temizlik, hijyen, maske vb malzemelerin üretilmesi için mevcut işletmelerin kamulaştırılması, bunun yanında gerekli üretim tesislerinin ivedilikle kurulması,
  • İşçi-emekçi ve emeklilerden son 12 ay içerisinde yapılan tüm kesintilerin iade edilmesi,
  • En düşük çalışan ve emekli maaşının derhal istatistiki veriler ışığında, tüm ihtiyaçların yeterli düzeyde karşılanabileceği bir seviyeye çıkarılması
  • İşten durdurma, ücretsiz izne çıkarma, yarı zamanlı çalıştırma, maaş kesintisi ile çalıştırmanın yasaklanarak bu konuda etkin denetim uygulanması,
  • İşsiz durumdaki ya da gündelikçi olup çalışamadığı için ücret alamayan nerede çalıştığı ya da hangi ülke vatandaşı olduğuna bakılmaksızın, temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri ve yaşamlarını sürdürebilecekleri düzeyde ödenek yapılması,
  • Tüm banka borç kredileri, ev ve dükkân kiralarının dondurulması, tek geliri kira olanlara temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri ve yaşamlarını sürdürebilecekleri düzeyde ödenek yapılması,
  • Eğitimde oluşan eşitsizliğin ve büyük kaybın hızlı bir şekilde giderilmesi için gerekli tedbirlerin derhal alınması, tüm özel eğitim kurumlarının kamulaştırılarak parasız, bilimsel, eşit eğitim sisteminin oluşturulması,
  • Her bir vatandaşın ücretsiz olarak yeterli düzeyde internet, telefon, elektrik, su ihtiyaçlarının sağlanması ve bu kapsamda tüm telekomünikasyon, enerji ve su işletmelerinin kamulaştırılması,

Bu tedbirler için gerekli kaynağın yaratılabilmesi için atılması gereken adımlarsa şöyledir;

  • “Devlet bütçesi” adı altında oluşturulan ve çeşitlik makamlara tanınan örtülü ödenekler, meclisteki partilere verilen mali destekler, dış ilişkiler, din, polis, asker, sivil savunma vb. adlar altında ayrılan bütçelerin derhal durdurularak kamusal denetime açık hale getirilmesi,
  • Büyük sermayedarlardan servet vergisi alınması,
  • Halktan toplanan vergilerle “devlet kredileri” adı altında desteklenerek, kamu arazileri üzerinde oluşturulan özel eğitim ve sağlık kurumları, oteller, inşaat şirketleri, taş ocakları, hava ve deniz limanlarının kamulaştırılması,
  • Tüm finans işletmelerinin kamulaştırılması,
  • EVKAF’a ait tüm kaynakların kamusallaştırılması,

Ancak sürecin ta başında belirttiğimiz gibi bir kez daha altını çizmek gerekmektedir ki: Her şeyden önce bu önlemleri derhal hayata geçirebilecek bir iradeye ve bakış açısına ihtiyaç vardır. İçerisinde yaşadığımız sömürü düzeni ise bunu yapabilecek yapıda değildir.

Bunu yapabilecek olan irade ise ancak; işçi, emekçi kitlelerin örgütlü bir şekilde sokağa çıkarak, insan hayatına değer vermeyen bu çürümüş yapıyı derhal dağıtıp parçalaması ve yerine, doğa ile uyumlu, merkezine insanı koyan, demokratik bir halk iktidarı kurması ile ortaya çıkabilir.

İnsanlık olarak kaybettiğimiz bu bir yıllık süreç yüzbinlerce kişinin canına, on milyonlarca işçi, emekçinin işsizlik ve yoksullukla kırılmasına neden olmuştur. İnsanlık için en büyük tehdit kapitalist üretim ilişkileridir. Tam bir barbarlık düzenine dönüşmüş olan kapitalist üretim ilişkilerini dağıtmak, merkezine insanı, doğayla barışık planlı bir yaşamı koyan sosyalist üretim ilişkilerini kurmak artık bir tercih olmaktan çıkmış, acil bir zorunluluk durumuna gelmiştir.

Evlerimizde açlıktan, sokakta salgınlar, iş cinayetleri, ya da işsizlikle tehdit edilen bizlerin ihtiyacı olan sahte “güvenli kuleler” değil, en büyük gücümüz olan örgütlülüğümüzdür!

Şimdi paranoya durumuna kapılarak “korunaklı sığınaklar” arama zamanı değil, bize dayatılan umutsuzluğu dağıtarak insanca yaşayabileceğimiz bir düzen için ayağa kalkma zamanıdır!

İnsanlığı bu pislikten ancak işçilerin, emekçilerin örgütlü gücü çıkarabilir!

Ne virüsten ne de açlıktan ölmemek için; geleceğimize sahip çıkmak, yaşamı savunmak ve yaşamı yeniden kurmak için; tüm işçiler, emekçiler olarak kendi kuracağımız ortak komitelerde örgütlenmeye!”

Çağrının videosu için: https://youtu.be/P5jDx5WmUYQ

Ayrıca kontrol

Emekçiler nasıl rahat eder?! (Giriş)

Son yıllarda ülkemizin kuzeyindeki sermaye sınıfı temsilcilerinin ikide bir ağızlarında geveledikleri ‘yabancı işçilere daha düşük …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir