
Niyetim tartışma açmak değil, gereksiz polemik yaratmanın da bir faydasını görmüyorum, ancak bir konudaki rahatsızlığımı ve görüşümü yazmak istiyorum.
8 Ocak akşamı “Yol yoksa seyrüsefer da yok” sloganı ile yapılacak olan eylem için yürütülen tartışmalarda sık sık “siyaset yapmama” “siyasete bulaşmama” gibi söylemler kullanılıyor. Dahası bazı kişler bizim gibi bazı siyasal yapıların eyleme destek belirtmesini “neredeydiler bunca zaman, görünce kalabalığı harekete geçtiler” gibi yaklaşımlar getiriyor.
Öncelikle birinci konuyla ilgili olarak
ekonomik yaşam siyasal düzenin birebir yansımasıdır ve ülkedeki, dahası
dünyadaki siyasal yapılanma neyse ekonomik yaşamda ve dolayısı ile toplamsal
sorunların tümünde de mevcut yapılanmaya bağlı olarak icraatlar hayata
geçirilir. Bu nedenle siyasetten uzak olmak mümkün değildir, dahası siyasetten
uzak durmak aslında bir çeşit siyasettir ve özünde (amaç o olmasa bile) günün
sonunda hakim olan siyasal yapılanmanın devamından yana tavır almak sonucunu
doğurur. Bilakis şuan bizim müdahil olmaya çalıştığımız zamlar, yetersiz alt
yapı yatırımları, güvencesiz yaşam koşulları gibi sorunları ortadan
kaldırabilmek için siyasete müdahale etmek, ülkenin siyasal yapısında halkı
özne olarak gören bir anlayışı iktidara taşımak gerekir. Evet bizlerin
yaşamlarını çalan bu düzene ve onu sahiplenip devam ettirmeye çalışan siyasal
yapılara karşı çıkalım, ama bu düzen siyasetlerinin yerine de halktan yana
siyasetleri nasıl güçlendirebiliriğe, dahası bu siyasetleri iktidara nasıl
taşıyabilirize kafa yormazsak sorunlara çözüm üretmemiz mümkün olamaz.
İkinci konuyla ilgili olarak ise, kusura bakmasın kimse ama örneğin Devrimci
Komünist Birlik yetersiz gücüne rağmen bugüne kadar her türlü soruna taraf
olmaya çalıştı. Henüz sosyal medyada gruplar oluşturulmamışken, ilk andan
tepkisini koydu, Gelecek Devrimde radyo programında konuyu ele aldı vs. Dahası
DKB bunu ilk kurulduğu günden itibaren her sorunda yapmaya çalıştı ve bunu
yaparken bu düzenden nasıl nemalanabiliriz, nasıl biz da kukla makamlara
oturabiliriz düşüncesiyle değil, tam tersi tüm bu yaklaşımlara karşı çıkarak ve
eleştirerek yaptı.
Göç Yasası, KTHY, Elektirik, Telefon, Su,
Dağyolu kazası, Afrika linç saldırısı… her bir saldırıya karşı olan gücüyle
sokaktaki, kavgadaki yerimizi aldık ve bu mücadelelerde yer alan üyelerimiz
onlarca kez açılan davalarda yargılanıp yıldırılmaya çalışıldı, halen de
çalışılmaya devam ediliyor. Ama biz ne yıldık, ne de mücadeleden geri durduk.
Bundan sonra da duracak değiliz. Olan gücümüzle her bir sorunda tepkimizi
koyacağız ve ülke halklarının devrimci mücadele örgütlenmesini artırmak için
elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.
Bu bizim için bir tercihten öte devrimci mücadelemizin en temel
sorumluluklarındandır.
Evet bu eylemi kendi istediğimiz çizgiye çekmek, devrimci bir eyleme dönüştürmek gibi bir beklentimiz ve hayalimiz yok. Çünkü şuan halkımızın böylesi bir mücadele çizgisine ne kadar uzak olduğunun farkındayız. Ama bırakın da en azından kendi bildiğimiz doğruları dile getirelim ve daha fazla kişinin bilinçlenmesi için çaba sarfedelim. Çünkü bu eylem sürecinde mümkün değilse da, ancak bu sayede gelecekteki süreçlerdeki eylemlerde devrimci bir bilinçle kitlelerin harekete geçmesi sağlanabilecektir.
Ve son olarak biz hiçbir zaman halktan umudumuzu kesmedik, tam tersi özellikle son dönemde sürekli bir şekilde yeni halk hareketlerinin kapımızda olduğunu, buna hazırlanmak gerektiğini vurguladık. İsteyen gazetemezide ve sitemizde yayınlanan yazılarımıza bakabilir. Bu noktada halktan hiçbir zaman umudunu kesmeyen, dahası var gücüyle halka mücadele umudu aşılamaya çalışan, bunun için dar olanakları ile gazete çıkaran, internet sitesi, sosyal medya hesapları, radyo programı, dernek çalışması yapan bir yapı olarak, tam da şimdi halk ayağa kalkmaya başladığında geride durmamızı beklemek pek de haklı olmasa gerek.
Demokratik bir şekilde düşünme, üretme ve tepki verme temelinde güçlü bir eylem gerçekleştirme umuduyla.
Devrim Temizler! Bu Pisliği Devrim Temizler