
Biz devrimci örgütlü, birleşik, ortak mücadeleden sözederken TC işgal ve sömürgeciliğine, sömürüye karşı bağımsız, birleşik demokratik bir Kıbrıs için mücadeleden sözediyoruz!
Sosyal reformistler ise, biryandan sömürgeci işgal düzeninden sözederlerken (ulusal solcular hariç), diğer yandan işgal ve sömürgeciliğe karşı duruşu olmayan sosyal demokratlarla uyum içinde “örgütlü mücadele”den sözediyorlar, hem de onların ve partilerinin kuyruğuna maşrapba olduklarını görmezden gelerek!
*
Bu kesimlerin “Yeni Toplum Lideri” dedikleri ikşi sömürgeci devletin işgal ve sömürgeciliğini en iyi kamufle eden yerli üst düzey görevli olmalı!
Malum onlar için bu coğrafyada “TC Sömürge Yönetimi, sömürgeci devletine sadık yerleşikler ya da seçmenler” yok!
Sadece meşru bir yapı olarak KKTC ve onun sıradan seçmenleri var!
Eğer soruna bu şekilde bakarsanız elbette işbirlikçi gerici, faşist paramiliter, liberal, sosyal demokrat, reformist, ulusal solcu siyasi parti ve kişilerin desteklerini, oylarını alıp seçilebilen kişiye de “yeni toplum lideri” ünvanını verebilirsiniz!
Çünkü bu kesimler tarafından sömürgeci devletine sadık seçmenlerin oylarının belirlediği sonuçlarla seçilmek meşru görülmekte ve işgale, sömürgeciliğe karşı duruşu olmayan bir siyasetin temsilcisinden “yeni toplum lideri” olarak söz edilmektedir. Yani onların bakış açısına göre bir “toplum lideri”nin belirlenmesinde aslolan yerli halkların özgür iradesinin ortaya konması değildir. Halbuki bir toplumun lideri ancak o toplumun kedni dinamikleri ve özgür iradesiyle belirlenebilir, tersi egemenler tarafından uygun bulunan birisinin topluma “lider” olarak sunularak dayatılmasından başka birşey olmayacaktır.