ANA SAYFA / Anasayfa / Geçen haftanın ardından…

Geçen haftanın ardından…

Şahali ve Derya neyi kanıtlamaya çalışıyor?

Mücahit ruhu taşıyan ve “Türkiye Kıbrıs’ta Kıbrıslı Türkler vardır diye vardır. Kıbrıslı Türkler bu adada yoksa, Türkiye’nin varlığı da son bulacak” diyerek TC devletinin Kıbrıs’ın kuzeyindeki varlığını, egemenliğini kendilerinin varlığına bağlayan Erkut Şahali ve Doğuş Derya, CTP’nin Kıbrıs Sorununa bakışının, işgalci sömürgeci TC devletinin “milli Kıbrıs davası” (*) ile ayni olduğunu (mu) kanıtlamaya çalışıyor!

Sömürge Bakanı Oktay’a, Kıbrıs’ta Osmanlının bakiyesi ve TC devletinin (Kıbrıs İstirdat Projesine/Planına göre) ileri karakol bekçileri olduklarını mı hatırlatıyor Şahali, Derya ve CTP?

(*)

“Osmanlı Devleti, Kıbrıs’ı fethetme kararı aldığı zaman orada Türkler ve Müslümanlar yaşamıyordu.”

“Kıbrıs Adası Türkiye’nin Millî Güvenliği İçin Önemlidir”

“Ada’da kendi varlıklarını, yani Türk varlığını, hem de anavatanları Türkiye’nin Kıbrıs ile ilgili hayatî çıkarlarını koruyorlardı. Bu kahramanlar, 1571 yılından itibaren Anadolu’nun bağrından alınıp Ada’ya getirilmiş olan Kıbrıslı soydaşlarımızdı.”

https://21yyte.org/…/balkan…/milli-kibris-davamiz-nereye

“Kıbrıs’ta bir Türk toplumu olduğu için Kıbrıs ile Türkiye ilgileniyor” şeklinde yanlış bir bilginin bulunduğunu ifade eden Türkeş, “Bir kere Kıbrıs’ta bir tane Türk yaşamasa dahi Türkiye’nin Kıbrıs diye bir meselesi vardır ve bundan vazgeçmesi mümkün değildir. ”

https://pio.mfa.gov.ct.tr/turkes-iyi-niyetimizi-koruyoruz/

Arıklı’nın faşist aklı…

Gerici, faşist, paramiliter ve de “Kıbrıs’ı yurt bilen, Türkiye kökenli Kıbrıslı Türk” Arıklı bize “Linobambaki” derken Linobambaki tanımlamasını hakaret, aşağılama olarak kullanıyor!

Sömürgeci işgalci TC devleti sömürge yönetiminin dili ve aklıyla ada halklarına karşı yürütülen psikolojik savaşın araçları olanlardan beklenilen saldırılardır bunlar.

Bizim dilimiz, dinimiz, milliyetimiz, kültürümüz insanlıktır.

Ve biz Osmanlıya karşı pasif direniş gösteren Linobambaki olmaktan ve sonrasında Birleşik Kırallık ve günümüzde adanın kuzeyinde TC işgal ve sömürgeciliğine karşı işçi, emekçi, ezilen ada, bölge dünya halklarından olmayı onur sayarız.

Çünkü biz kuzeyde TC devletinin işgal ve sömürge yönetimine ve işbirlikçilerine Kıbrıs’taki emperyalist güçlere (İngiliz üslerine ve AB ile Yunanistan’ın varlığına) karşı duruşu olan enternasyonalist devrimci komünistleriz.

İşgalcinin sözde bağımsız yargısı…

Sömürgecibaşı ve işbirlikçibaşı ile diğer sorumluların bunca suçu ortada dururken, onlara suç duyurusu yapma ve yargılama yetkisi ve gücü olmayan sömürge yönetimi yargısı onların piyonlarına, kuklalarına ceza keserek sömürge yönetimi yargısının bağımsız olduğu algısına olan güvensizliği ortadan kaldırmaya yönelik görevlerini başarı ile yerine getiriyorlar!

Ceza verilen kuklalar ve piyonlar, sömürge yönetimi için önemlerine göre ya affedilecekler ya yasal düzenlene ile yada şartlı tahliye kurulu marifeti ile salıverilecektir!

Kuzeydeki TC işgal ve sömürge yönetimi kovulmadan, bağımsız, birleşik üslerden arınmış demokratik bir Kıbrıs yaratmak için sömürü düzenini de yıkacak demokratik halk devrimi için ortak örgütlü mücedelenin zaferi sonrası işbirlikçiler demokratik halk iktidarının mahkemelerinde yargılanmadıkça, ne kuzeyde ne de tüm Kıbrıs’ta adalet yerini bulmayacaktır!

“Aman, sakın fincancı katırlarını ürkütmeyin!”

1979-80’lerde 1 Mayıslar dahil tüm eylemlerde önümüze sopalarla dikilip alana girişimizi engelleyenler, bugünlerde yine ayni gerekçelerle fincancı katırlarını ürkütmemek için her yolu mübah görmekte ve “İŞGALCİ, SÖMÜRGECİ DEFOL!” diyenleri keskinlikle, pasifizmi körüklemekle suçlamaya devam etmektedirler.

Sömürgeciyle uzlaşarak onun kabul edilebilir muhalefet çizgisinde hareket ettiklerini gizlemeye çalışan ikiyüzlü reformist, liberal partiler ve partililer sorunun kaynağına yönelik olmayan eylemlerle sorunların çözülmesinin mümkün olmadığını biliyor olmalarına rağmen, sorunun kaynağına karşı mücadele edilmesi gerektiğini açıklayan devrimci örgüt ve kişilere karşı bu yaklaşımları sürekliliği bir tesadüf değildir.

Onların bu yaklaşımları sömürgeci devletin devrimci komünistlere karşı yürüttüğü psikolojik savaşın kabul edilebilir muhalif soldan dolaylı dolaysız desteğidir.

Kime karşı isyan?!

“İsyanımız Var!” diyor bazı arkadaşlar. Peki kime karşı?

İşgalci sömürgeci TC devletine, onun sömürge yönetimine ve işbirlikçilerine, sömürüye karşı mı?

Sadece UBP, YDP, DP vb. gerici, faşist işbirlikçi partilerine karşı mı?

Neye karşı İSYANIMIZ VAR?

Yetmedi mi gerçekleri gizlemeniz, örtmeniz, saklamanız?

Yetmedi mi işçi ,emekçi ezilen halkları yanıltarak, aldatarak uyutmalarınız?

Yeter artık!

İşçi, emekçi, ezilen halkların alevlenmekte olan İSYAN ateşini söndüremeyeceksiniz!

Sözde muhalefet ve sömürgecinin perdeleme araçları…

Sömürgeci TC devletinin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu sömürgelerindeki işbirlikçi sermaye vb. örgüt temsilcileriyle toplantısını Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığına ait Beyaz Ev’de yapmış!

Sömürgecinin kabul edilir muhalefeti işgaline, sömürgeciliğine karşı çıkmadığı devletin bakanının sivil bir tesiste değil de askeri tesiste toplantısı yapmasını eleştiriyor!

Sanki sivil tesis yada askeri tesiste toplantı yapılması toplantı yapan ve yapılan toplantıya davet edilenlerin amaçlarını ortadan kaldırıyormuş, farklı kılıyormuş gibi algı yaratmaya çalışıyorlar!

Sömürgeci işgalci devletin ve onun temsilcisi asker sivil tüm yöneticileriyle işbirlikçilerinden kurtuluşu hedefleyen devrimci muhalif örgütlülüğün yaratılması ve güçlendirilmesine omuz vermeliyiz!

Ayrıca kontrol

Emekçiler nasıl rahat eder?! (Giriş)

Son yıllarda ülkemizin kuzeyindeki sermaye sınıfı temsilcilerinin ikide bir ağızlarında geveledikleri ‘yabancı işçilere daha düşük …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir